1899 yılında dünyaya gelen Ernest Hemingway ismini duymayan yoktur. Dünyanın görmüş olduğu en büyük yazarlardan, en güçlü kalemlerdendir. Romancı kişiliği yanı sıra gazeteci de olan Hemingway Nobel ve Pulitzer gibi, pek çok yazarın hayali olan ödülleri almıştır. Daha çok savaş konulu eserleriyle karşımıza çıkmış olan Hemingway'in kişiliği aslında çocukluğundan itibaren yerleşmeye başlamıştır. Annesinden aldığı müzik dersleri, balık tutmayı öğrenmesi, avlanmak, açık hava sporlarına ilgi duyması ilerideki yazar Hemingway'i etkilemiştir. 1961 yılında kendisini vurarak yaşamına son vermiştir. Ne var ki doğumundan ölümüne kadar yaşadıkları, yazdıkları, hayatı, alkolle olan mücadelesi ve daha pek çok özelliğiyle ilham kaynağı kişilerden olmuştur.

Hemingway'in Ruhu Bir İçkide Yaşıyor

Bir milletin kültürünü tanımak için barlarında bir gece geçirilmesi gerektiğini savunmuştur. Savaş yıllarında ambulans şoförlüğü yapan genç yazar bu dönemde alkolle mücadele içerisine girmiştir. Hemingway'in ismini bir içkiye veren insanlar, belki de bu sözü ve mücadelesini bu içkinin ruhunda birleştirmek istemişlerdir. Hemingway'in Rom kokteyli diğer adıyla Hemingway Daiquiri, yazarın Küba yıllarında ortaya çıkmıştır. La Floridita adlı mekân, ünlü yazarın en çok takıldığı barlardan biridir. Son derece sert olan içki, herkese acı ve tatsız gelirken Hemingway tarafından sevilmektedir. O günden sonra Hemingway'in kokteyli kendine özel, diğer insanlara biraz daha yumuşatılmış hâli servis edilmiştir. Kendisine Papa denilen yazar, barmenin elinden kaparak kendi damak zevkini oluşturduğu bu içki sertliğiyle belki de tam anlamıyla yaşadığı her şeyi, ruhundaki tüm zorlukları yansıtmaktadır.

Alkol Bağımlılığı

Hemingway dünyanın en değerli kalemlerinden biridir. Yaşadıkları, evlilikleri, çapkınlıkları, karizması, savaşta gördükleri, balıkçılığı ve intiharıyla birbirinden asla kopmayacak özellikleri hayatı boyunca bünyesinde barındırmıştır. Şarap içmenin yemek yemek kadar gerekli olduğunu savunmuş, 15 yaşından beri içtiğini söyleyerek alkol bağımlılığının az çok nedenini gözler önüne sermiştir. Ünlü bir yazar olmasına karşın oldukça zor bir hayat yaşamıştır. İçki içmeyi mekanik bir rahatlama olarak görmüştür. Belki de bu nedenle yazdıkları ve yaşadıkları, ruhundaki kırılmaları, aşklarını acılarını, savaşı sadece içerek unutabilmekte ve rahatlayabilmekteydi. Alkol bağımlılığı zamanla vücudunu ve ruhunu parçalarken, hayatının son gününde dahi belki aklında maceraları ve bir kadeh şarap vardı.